PostHeaderIcon Facebook Tehlikesi !

Facebook Çiftlerin Arasını Bozuyor

İngiltere’nin en önemli gazetelerinden Telegraph, Divorce-Online adlı bir hukuk şirketinin yetkilileri ile yaptığı röportajda çok enteresan bilgiler elde etti. Şirketin üst düzey yöneticilerinden Mark Keegan, Facebook ve benzeri sosyal ağların evliliklere büyük zarar verebildiğini açıkladı.

Facebook’ta çok fazla bilgi paylaşılması bazı kötü sonuçlar doğurabilir

Keegan, Facebook gibi sitelerin boşanmalara doğrudan bir etkisi olmadığını fakat insanların bu gibi siterlerde gereğinden çok daha fazla bilgi paylaşmasının ortaya kötü sonuçlar doğurduğunu belirtti. Şirketine boşanma avukatı için başvuranların %20′sinin, eşlerinin Facebook hesaplarında paylaştıkları bilgiler, iletiler ve fotoğrafları delil olarak gösterdiğini belirten Keegan, bu oranın beklediğinden de fazla olduğunu söyledi.

Boşanma davalarının %20’sinde Facebook delil olarak kullanılıyor

Keegan’ın bu açıklaması geçtiğimiz günlerde Kanada’da Guelph Üniversitesi’nde yapılan araştırmayı destekler nitelikte. Araştırmada, başta Facebook olmak üzere, sosyal ağ sitelerinin çiftler arasındaki kıskançlığı artırdığı ve güveni azalttığı sonucu elde edilmişti.

Yazan: Emre Demiray
SDNhttp://shiftdelete.net

PostHeaderIcon Yeni yıla ne kadar hazırız ?

Kin ve düşmanlığın geride kaldığı bir yıl olma dileği ile 2010 vatanımıza ve milletimize hayır ve huzur getirme temennisiyle nice yıllara . . .

PostHeaderIcon Filistine YARDIM. . .

Mısır, günlerdir Ürdün’ün Akabe Körfezi’nde bekleyen “Filistin’e Yol Açık” konvoyunun Suriye üzerinden gelerek Ariş Limanı’ndan Gazze Şeridi’ne girmesine izin verdi. Mısır’ın uzlaşmaz tavrı konvoya 4 gün kaybettirdi.

Mısır hükümeti ile varılan anlaşmanın ardından sabahın ilk ışıkları ile tekrar Suriye’ye doğru yola çıkan Konvoy’un akşam saatlerinde Şam’da olması bekleniyor. Şam’da bir süre dinlenecek olan konvoy ertesi sabah Laskiye Limanına hareket edecek. Buradan gemilerle Mısır’ın El Ariş Limanı’na hareket edecek olan konvoy daha sonra karayolu ile Refah sınır kapısından Gazze’ye ulaşacak.

Ürdün’ün Akabe Limanı’ndan Mısır’a geçiş izni alamayan 250 araçlık konvoyun durumu hakkında açıklama yapan konvoy yetkilileri, yapılan müzakereler ve baskılar sonucu Mısır’ın Ariş Limanı’ndan geçişe izin vermek zorunda kaldığını ancak Mısır’ın bu uzlaşmaz tavrının kendilerine 4 gün kaybettirdiğini açıkladılar.

Konvoyun Türkiye organizatörü İnsani Yardım Vakfı yetkilileri de, Dışişleri Bakanlığının Mısırlı yetkililerle görüşmesinden sonra, yarın sabah Ürdün’ün Akabe kentinden Suriye’nin Lazkiye Limanı’na hareket edeceklerini belirtti.

PostHeaderIcon Semih İdiz

Müslümanlara Hayatı Zehir Ediyorlar

Önce Ömer Faruk Abdulmuttalib adlı Nijeryalı meczup, bir Amerikan yolcu uçağını havaya uçurmaya çalışırken yakalanıyor. Ardından adı açıklanmayan Somalili bir genç, Hz. Muhammed karikatürü ile İslam âleminde infial yaratan Danimarkalı karikatürcü Kurt W Estergaard’ı öldürmeye kalkıyor. 
Derken yaşam Batı’daki Müslümanlar için tekrar yaşanmaz hal alıyor. Bunun geçici değil, kalıcı bir duruma doğru ilerlediğine dair işaretler de artıyor. Batı’da yaşayan milyonlarca Müslüman’ın cemaat önderleri ise yaşam alanları daralırken sadece seyirci kalıyorlar.
Temel nedeni ise “kültürel çelişki.” Söz konusu cemaat önderleri bu tür saldırılar karşısında, içinde yaşadıkları ve nimetlerinden yararlandıkları Batı’daki kamuoyunu tatmin edecek kınayıcı tavırları bir türlü sergileyemiyorlar. 
Saldırı sonrasında birkaç “siyaseten gerekli” açıklamayla yetiniyorlar. Durumu İsrail ile veya ABD’nin Irak işgali ile açıklamaya çalışmaları ise Müslümanlara karşı duyulan infiali daha da körüklüyor. 
Burada milyonlarca Müslüman’ın yaşadığı Batı toplumunun psikolojisinden söz ediyoruz. Batı’da insanların sokakta yürürken İslamiyet adına öldürülmeleri, Müslüman cemaat önderlerinin “açıklayıcı argümanlarını” sıfırlıyor.
Bu durumda, Batı’nın zaten çok sofistike olmayan sokaktaki adamı, dini kullanan birkaç meczup ile işinde gücünde olan ve etrafa rahatsız etmeden yaşamak isteyen milyonlarca Müslüman arasındaki farkı göremiyor.
Özetle, ne kadar nahoş bir şahsiyet olursa olsun, Theo Van Gogh’un İslamiyet adına öldürülmesini bir Hollandalıya açıklayamazsınız. Aşırı sağ eğilimleri ortaya çıkmaya başlamasına rağmen Westergaard’ın, torunuyla birlikte evde otururken, yine İslamiyet adına, baltalı bıçaklı saldırıya uğramasını da bir Danimarkalıya açıklayamazsınız.
Bu arada, söz konusu saldırgan meczupların, Batı’daki aşırı sağa, Müslümanlara karşı istedikleri argümanı geliştirme imkânını sağladıklarını da görüyoruz. Nitekim Westergaard’a düzenlenen saldırıdan sonra Danimarka’da, “Kanunlarımıza ve âdetlerimize uymayan Müslümanlar kovulsun” çağrıları hemen başladı.
İsviçre’deki minare referandumunu da bu çerçevede görmek lazım. İsviçre aslında Müslüman azınlığı ile en az sorunu olan Avrupa ülkelerinden birisidir. Buna rağmen dünyada İslam adına gerçekleştirilen teröre bakan İsviçre kamuoyu da İslam karşıtı bir konuma gelmiş bulunuyor.
Müslümanlar açısından Avrupa’da gelişen olumsuz durumu “AB Temel Haklar Ajansı” adına kısa süre önce yapılan bir araştırma aslında ortaya koydu. Buna göre, Müslüman’sanız veya “Müslüman görünüyorsanız” Avrupa’da iş bulmanız, belli mahallelere taşınmanız, hatta toplumun içinde rahat dolaşmanız giderek zorlaşıyor.
Nijeryalı meczubun saldırı girişiminden sonra Avrupa havaalanlarına vücudu çıplak gösteren tarayıcıların yerleştirilmesi tasarılarını bile bu çerçevede görenler var. Çıplaklık bir Batılı için bir noktadan sonra çok büyük bir sorun değil. “Güvenlik için kabul ederim” diyenlerin sayısı da az olmayacaktır. 
Mahremiyet anlayışı ile dini ve kültürel değerler nedeniyle Müslümanlar arasındaki durum ise tümüyle farklı. Kadınların örtünmesi de zaten buradaki hassasiyeti gösteriyor. Buradaki argümana göre, bu cihazların kullanılmaya başlanmasıyla Müslümanlar Batı’ya seyahat etmekten veya bulundukları Batılı ülkelerden yurtdışına gitmekten vazgeçecekler. 
Böylece güvenlik ve kontrol faktörü artacak. Bu koşulları kabul etmeyenler ise “Geldikleri yere dönecekler ve orada kalacaklar.” İşte 11 Eylülcülerin, Somalili ve Nijeryalı meczupların en büyük eseri bu. 
Gazze veya Irak’taki Müslümanların yaşam koşullarının düzelmesine herhangi bir katkıları yok. Buna karşın, belki bilinçli belki de kasıtlı olarak, Geert Wilders gibi Avrupa’daki aşırı sağcıların ekmeğine yağ sürüyorlar.
Kısacası, Batı’daki Müslümanlara hayatı zehir etmek için gereken koşulları oluşturuyorlar. 

sidiz@milliyet.com.tr

PostHeaderIcon Nazlı Ilıcak

Ne hale geldik!

Son günlerdeki gelişmeler, (Bülent Arınç’a suikast hazırladıkları ileri sürülen subayların ifadeleri, Ankara 11. Ağır Ceza Hâkimi Kadir Kayan’ı takip eden askerler hakkında söylenenler) şüpheleri dağıtmaktan uzak.
İşte kafamızı kurcalayan sorular:

1) Albay Erkan Y.B ile Binbaşı İ.G’nin, Eğitim Doktrin Komutanlığı’nda görevli Kurmay Albay Baki K’yi bir yıldır izlediği belirtiliyor. Bu takip emri, sözlü olarak, Seferberlik Bölge Başkanı Yusuf A. tarafından verilmiş! Neden yazılı emir yok? Ayrıca, bir yıldır gerçekleştirilen teknik takip sırasında elde edilen kayıtlar, tutulan raporlar nerede?

2) Bir yıldır takip edilen Kurmay Albay Baki K’nin -tam da takip edenlerin yakalandığı gün- aslında takip edilmesi gerekmediği, şüphelerin haksız olduğu meydana çıkıverdi. Bakın Genelkurmay Başkanlığı bu konuda ne diyor: “Bilgi sızdırdığı ileri sürülen askeri personele yönelik iddiaları doğrulayacak herhangi bir bulguya rastlanmadı.” Zaten, şüpheli subayların ifadelerinde de, izlemenin temmuz ayında tamamlandığı, ama tekrar aynı kişiyi ekimden itibaren takibe aldıkları belirtiliyor. Bu kadar uzun süre hakkında delil bulunamayan albay, neden yeniden, ekimde izlenmeye alındı?Alındı mı alınmadı mı? Elde yazılı bir talimat bulunmuyor ki gerçeği bilelim. Bütün bunlarda bir tuhaflık yok mu? Acaba, izlenen Kurmay Albay Baki K., Bülent Arınç’ın evinden 500 metre mesafedeki bir sokakta oturduğu için mi olaya karıştırıldı? Onun adı bir kamuflaj olarak mı verildi?

3) Bir başka takip meselesini daha ele alalım. Kozmik Oda’da inceleme yapan 11. Ağır Ceza Hâkimi Kadir Kayan, 6. günkü kozmik araştırmasını başlatmak üzere, öğlen saatlerinde evinden ayrıldığında, takip edildiği düşüncesiyle, korumalarına, biri resmi plakalı, iki beyaz Renault marka arabayı durdurmalarını söylüyor. Askeri plakalı olan, durmayıp, kaçıyor ama, Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından Mamak Caddesi’nde durduruluyor.

nazli.ilicak@sabah.com.tr

PostHeaderIcon Türk Milli Takımı Ana Sponsorları. . .

 

PostHeaderIcon 2009-2010

PostHeaderIcon 1.Lig

Turkcell Süper Lig
Güncel sezon/turnuva Süper Lig 2009-10
Turkcell Süper Lig.png
Ülke Türkiye Cumhuriyeti Türkiye
Konfederasyon UEFA
Açılış sezonu 1959[1]
Slogan “Turkcell Süper Lig Hiç Bitmesin!”
Takım sayısı 18
Alt lig Bank Asya 1. Lig
Diğer kupalar TFF Süper Kupa
Ziraat Türkiye Kupası
Uluslararası kupalar UEFA Şampiyonlar Ligi
UEFA Avrupa Ligi
Son şampiyon Beşiktaş JK (2008-09)
En başarılı takım Galatasaray SK (17)Fenerbahçe SK (17) 
Resmî site turkcellsuperlig.com.tr
 

PostHeaderIcon Baba Uyan . . .

PostHeaderIcon 18 Yaş . . .

PostHeaderIcon Kaldırımlar. . .

PostHeaderIcon Sol Yanım Acıyor Anne . . .

Kategoriler
Eylül 2010
Pts Sal Çar Per Cum Cts Paz
« Oca    
 12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930  
Arşivler
Etiketler
ZULMÜ ALKIŞLAYAMAM
Zulmü alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem. Biri ecdadıma saldırdımı,hatta boğarım!... -Boğamazsın ki! -Hiçolmazsa yanımdan kovarım. Üçbuçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem tapamam. Doğduğumdan beridir, aşığım istiklale; Bana hiç tasmalık etmiş değil altın lale! Yumuşak başlı isem, kim dedi uysal koyunum Kesilir belki, fakat çekmeye gelmez boyunum! Kanayan bir yara gördümmü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı yerim, çifte yerim! Adam aldırmada geç git, diyemem aldırırım. Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! Zalimin hasmıyım amma severim mazlumu... İrticanın şu sizin lehçede ma'nası bu mu? Mehmet Akif Ersoy